Bu papağan biz o gün ne renk iç çamaşırı giyiyorsak o renkleri sayıyor!!!” demiş. Öteki ikisi çok şaşırmışlar, inanamamışlar. Ama hep birlikte emin olmak için ertesi sabah üçü de siyah çamaşır giymişler ve tahmin edin : ) ) ) papağan o sabah “Siyah, siyah, siyah!” diye bağırmış…
Böylece olay iyice anlaşılmış. Bunun üzerine rahibeler, papağana oyun oynamak için ertesi sabah iç çamaşırı giymeme kararı almışlar, yine yola çıkmışlar, kuşçu dükkanının önünden geçerken heyecan dorukta……. ve papağanın sesi duyulmuş:
-KIVIRCIK! KIVIRCIK! DÜZ!
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler.
Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu.
– “Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”
Avukat bir süre düşündü, sonra:
– “Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?”
Görevli utandı:
– “Şey… hayır.”
– “Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?”
Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:
– “Ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”
Görevli yerin dibine geçmişti sadece,
– “Hayır, hiç bir bilgim yoktu …” diye mırıldanabildi.
Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:
– “Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?”